Hukukumuzda Bonoda Zamanaşımı süresi yani bono niteliğinin devam etmesi ve kambiyo senetlerine özgü takibe konu olabilmesi için keşideciye karşı 3 yıl,varsa cirantalara karşı ise 1 yıl olarak sınırlandırılmıştır.
Bonoda zamanaşımı süresi vade tarihinden itibaren başlar.
Bonoda Zamanaşımı kesilmesi ise dava açılması,icra takibi başlatılması vs. yasal başvurularla söz konusu olabilir.
Zamanaşımına uğramış kambiyo senedi örneğin Bonoda Zamanaşımı süresinin dolması halinde, kambiyo hukukunun senede tanıdığı özel takip ve ispat imkanlarını kaybeder. Ancak zamanaşımı, senedin maddi varlığını ortadan kaldırmamakta, sadece senetten doğan kambiyo hukukuna özgü talep hakkının ileri sürülebilmesini engellemektedir. Bu durumda bono, yazılı delil olma özelliğini yitirir, hatta adi senet niteliğini dahi kaybeder (YHGK, E.2017/937, K.2021/357).
Zamanaşımına uğramış bir bononun ispat hukuku bakımından tek başına alacağı ispat etmeye yeterli bir delil olmadığı, sadece delil başlangıcı niteliğini haiz olduğu, hem doktrinde hem de yargı içtihadında kabul edilmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da 2017/937 Esas , 2021/357 Karar sayılı kararında, zamanaşımına uğramış bonoya dayanılarak alacağın varlığının tek başına ispat edilemeyeceğini açıkça belirtmiştir.

Yazılı delil başlangıcının alacağın varlığını tek başına ispat etmesi mümkün bulunmadığından, ispat yükü davacıdadır (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2016/18771 E. , 2019/8623 K.). Bu nedenle alacaklı, zamanaşımı def’i ile karşılaştığında, bononun dayandığı temel ilişkiyi ve bu ilişkiden doğan alacağını genel ispat kurallarına göre ayrıca kanıtlamakla yükümlüdür. Bu gibi durumlarda ilgili mahkemenin yalnızca zamanaşımına dayanarak davayı reddetmesi hatalı olacaktır. Zira HMK m.202 hükmüne göre “Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir.”
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2017/17272 E. , 2019/990 K. sayılı kararında da; Bonoda Zamanaşımı oluşmuş ise işbu bononun yazılı delil başlangıç niteliğinde olduğu gözetilerek, temel borç ilişkisine dayanan davacıya alacağını tanık dahil her türlü delille kanıtlama olanağı sağlanması gerektiğine hükmetmiştir.
Doktrinde tartışmalı olmakla birlikte, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından da kabul edilen baskın görüşe göre, zamanaşımına uğramış bono adi senet niteliğine de dönüşmez. HGK kararında açıkça, zamanaşımına uğramış bononun “kambiyo senedi vasfını kaybettiği gibi adi senede dahi dönüşemeyeceği” ifade edilmiştir (YHGK, E.2017/937, K.2021/357).
Bu çerçevede Bonoda Zamanaşımı konusu değerlendirilirken özellikle ispat hukuku açısından ancak HMK m.202 hükmüne göre yazılı delil başlangıcı olarak değerlendirilmesi yerinde olacaktır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, zamanaşımına uğramış bononun maddi hukuk bakımından hiçbir anlam taşımadığını, ancak ispat hukukunda delil başlangıcı olarak dikkate alınabileceğini açıkça kabul etmiştir. Bu nitelendirme sonucunda, alacaklı taraf, zamanaşımına uğramış bonoyu delil başlangıcı olarak ileri sürerek tanık dahil diğer delillere başvurma imkanı elde edebilmekte, ancak salt bono ibrazı ile alacağını ispat etmiş sayılmamaktadır.





